SADÛK

(الصدوق)

Râvinin genellikle güvenilir olduğunu ifade eden terim.

Sözlükte “doğru söylemek” anlamındaki sıdk kökünden türeyen ve “son derece doğru sözlü kimse” mânasına gelen sadûk kelimesi hadis terimi olarak râvinin genellikle güvenilir, bazan da zayıf olduğunu ifade eder. Zehebî ve Zeynüddin el-Irâkī’ye göre ta‘dîlin üçüncü, Şemseddin es-Sehâvî’ye göre beşinci mertebesinde bulunan râviler hakkında kullanılır. III. (IX.) yüzyılın muhaddislerinden Yahyâ b. Maîn, Ahmed b. Hanbel, Ebû Zür‘a er-Râzî, Ebû Hâtim er-Râzî gibi âlimler, bazı râvileri sadûk diye niteledikten sonra rivayetlerinin haram-helâl konularında delil olarak kullanılabileceğini söylemişlerdir. Ebü’l-Hasan el-İclî ve İbn Şâhin gibi güvenilir râviler (sikāt) hakkında eser telif eden âlimler de sadûk diye nitelenen râvileri eserlerine almışlardır. Zehebî, İbn Hacer el-Askalânî ve Ali el-Kārî gibi hadis âlimleri ise haklarında sadûk lafzı kullanılan râvilerin sika râvilere göre zabtı biraz zayıf olsa da bu kusurun onların güvenilirliğini zedelemeyeceğini belirtmişlerdir.

İbn Ebû Hâtim’in, “Sadûk olan râvi genellikle hata yapıyorsa tergīb-terhîb, zühd ve edep konularındaki rivayetleri yazılır, fakat haram-helâl konularında delil olarak kullanılmaz” demesi, Yahyâ b. Maîn, Ebû Zür‘a er-Râzî ve Ebû Hâtim er-Râzî gibi âlimlerin bu terimi gevşekliği yüzünden rivayeti delil olmayan, ancak zabtı araştırılmak üzere rivayeti yazılabilen râvilere dair bahislerde ele alması sadûk teriminin zayıf râviler hakkında da kullanıldığını göstermektedir. Bu kanaatte olan İbnü’s-Salâh eş-Şehrezûrî, Nevevî, Zeynüddin el-Irâkī, Şemseddin es-Sehâvî ve Süyûtî gibi âlimlere göre sadûk lafzı zabtı zayıf râviler hakkında kullanıldığından râvinin zabtı araştırılmadan rivayetleri delil olarak kullanılmamalıdır.

Sadûk denen bir râvinin rivayeti sika râvilerin rivayetine aykırı değilse hasen, rivayetini destekleyici mütâbî‘ ve şâhid bulunursa sahih li-gayrihî olarak kabul edilmektedir. Ancak sadûk râvinin hadisi hakkında hasen veya sahih li-gayrihî hükmünün verilebilmesi için o râvinin zabtı araştırılıp çok zayıf olmadığı tesbit edilmelidir. Zira sadûk lafzı genellikle güvenilir râviler, bazan zayıf râviler hakkında kullanıldığı gibi bid‘at sahibi olsa da yalancı olmayan ve bid‘ata davet etmeyen râviler hakkında da “sadûk lâkinnehû mübtedi‘” şeklinde kullanılmaktadır. Râvinin sadûk olmakla birlikte zabtındaki bazı zayıflıkları veya zaman içindeki olumsuz yanlarını göstermek üzere “sadûkun lehû evhâm (sadûkun yehim), sadûkun seyyiü’l-hıfz, sadûkun yuhtı’, sadûkun tegayyere bi-eharetin” gibi tabirler kullanılmış, genellikle ta‘dîlin beşinci mertebesinde olduğu kabul edilen bu râvilerin sadûk mertebesinden uzak olmadıklarını belirtmek için de “mahallühû es-sıdk” ve “ile’s-sıdkı mâ hüve” ifadeleri tercih edilmiştir (DİA, VII, 398). Hadis rivayetine ehliyet için gerekli diğer şartları taşımaları durumunda bu râvilerin rivayetleri kabul edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA:

Lisânü’l-ǾArab, “śdķ” md.; İbn Ebû Hâtim, el-Cerĥ ve’t-taǾdîl, I, 6, 7, 10; II, 37; İbnü’s-Salâh, ǾUlûmü’l-ĥadîŝ, s. 122-123; Şemseddin es-Sehâvî, Fetĥu’l-muġīŝ, Beyrut 1403/1983, I, 364-367; Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî (nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf), Medine 1392/1972, I, 343; Ali el-Kārî, Şerĥu Şerĥi Nuħbeti’l-fiker (nşr. M. Nizâr Temîm - Heysem Nizâr Temîm), Beyrut, ts. (Dârü’l-Erkam), s. 336; Ahmed Muhammed Şâkir, el-BâǾiŝü’l-ĥaŝîŝ, Kahire 1377/1958, s. 106; Nûreddin Itr, Menhecü’n-naķd fî Ǿulûmi’l-ĥadîŝ, Dımaşk 1401/1981, s. 111; Ahmet Yücel, Hadis İlminde Tenkit Terimleri ve İlgili Çalışmalar, İstanbul 1988, s. 151-162; Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü, İstanbul 2006, s. 265-266; Ahmed M. Nûr Seyf, “Delâletü’n-nažar ve’l-iǾtibâr Ǿinde’l-muĥaddişîn fî merâtibi’l-cerĥ ve’t-taǾdîl”, Mecelletü’l-Baĥŝi’l-Ǿilmî ve’t-türâŝi’l-İslâmî, II, Mekke 1399, s. 59-61; Abdülazîz b. Sa‘d et-Tuhayfî, “Derecetü ĥadîşi’s-śadûķ ve men fî mertebetih”, Mecelletü’l-Buĥûŝi’l-İslâmiyye, sy. 47, Riyad 1416-1417, s. 187, 191; Emin Aşıkkutlu, “Cerh ve Ta‘dîl”, DİA, VII, 398.

Ahmet Yücel