MÜSELLEMÜ’s-SÜBÛT

(مسلّم الثبوت)

Bihârî’nin (ö. 1119/1707) fıkıh usulüne dair eseri.

Hindistan’ın Bihâr eyaletinde yetişen Hanefî âlimi Muhibbullah b. Abdüşşekûr el-Bihârî’nin fukaha ve mütekellimîn metotlarını mezcederek kaleme aldığı bir eserdir. Bağdatlı İsmâil Paşa’nın Hanefî mezhebinin fürûuna dair olduğunu söylemesinden (Îżâĥu’l-meknûn, II, 481) onun bu eseri bizzat görmediği anlaşılmaktadır. Bihârî, kitabına önce Müsellem adını vermişken ilâhî bir ilhamla bu ismi ebced hesabına göre yazılış yılına (1109/1697) uygun düşen Müsellemü’ŝ-ŝübût şekline getirdiğini, aklî ve naklî esasları birleştirerek furû-i fıkhı kapsayan, Şâfiî ve Hanefî metotlarını birlikte içeren bir kitap yazmak istediğini belirtir (I, 7).

Müsellemü’ŝ-ŝübût’un başında usûl-i fıkhın tanımı, mahiyeti, konusu ve amacıyla ilgili bir mukaddime bulunmaktadır. Daha sonra birçok Şâfiî eserinde genellikle fıkıh usulü için gerekli görülen, kelâmî ve lugavî ilkelerle hüküm bahislerini içeren üç bölüm (makale) yer almaktadır. Bunların ilkinde kısaca bazı mantık kavram ve ilkeleri üzerinde durulmakta, ikinci bölümde hâkim, hüküm, mahkûm fîh ve mahkûm aleyh başlıklarından oluşan hüküm teorisine yer verilmekte, üçüncü bölümde fıkıh usulüyle ilgisi bulunan bazı dil meseleleriyle lafzî yorumun temel terim ve kuralları oldukça geniş bir incelemeye tâbi tutulmaktadır. Ardından kitap, sünnet, icmâ ve kıyas delilleri ele alınmakta, bunlarla ilgili giriş kısmında şer‘u men kablenâ, istihsân ve istishâbın bu ana delillerin kapsamında olduğuna dikkat çekilmektedir. Kitapla ilgili bölümde Kur’ân-ı Kerîm’in tanımı, te’vil, icmâl, beyan ve nesih konuları; sünnet bölümünde peygamberlerin mâsumiyeti, haber çeşitleri, bunların bilgi değerleri ve ağırlıklı olarak ahad haberlerle ilgili meseleler, Resûl-i Ekrem’in fiilleri, şer‘u men kablenâ ve sahabî kavli konuları ele alınmaktadır. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde icmâ ve kıyas delillerinin incelenmesinden sonra eser ictihad ve taklidle ilgili tartışmalara ayrılan hâtime ile nihayete ermektedir. Kitabın planı göz önüne alındığında Bihârî’nin Muzafferüddin İbnü’s-Sââtî’nin el-BedîǾ, Sadrüşşerîa el-Mahbûbî’nin Tenķīĥu’l-uśûl ve İbnü’l-Hümâm’ın et-Taĥrîr adlı eserlerinde yaptıkları gibi Hanefî ve Şâfiî usullerindeki konu


tasnif geleneklerini birleştirdiği söylenebilir.

Bihârî, özellikle mantık ilmine dair tartışmalar sırasında kendisinin Süllemü’l-Ǿulûm adlı eserine atıflarda bulunmuş (meselâ bk. I, 14, 17), ayrıca felsefe ve mantıkla ilgili konularda İbn Sînâ’nın eş-Şifâǿ ve el-İşârât ve’t-tenbîhât (I, 19, 33, 59), kelâmla ilgili konularda Adudüddin el-Îcî’nin el-Mevâķıf’ından (I, 46) yararlanmıştır. Müsellemü’ŝ-ŝübût’un en çok atıfta bulunduğu kaynaklar arasında Serahsî’nin ve Pezdevî’nin Uśûl adlı eserleri, Gazzâlî’nin el-Müstaśfâ’sı, Fahreddin er-Râzî’nin el-Maĥśûl’ü, İbnü’l-Hâcib’in el-Muħtaśar’ı, Adudüddin el-Îcî’nin Şerĥu Muħtaśari’l-Müntehâ’sı, Alâeddin el-Haskefî’nin İfâđatü’l-envâr’ı, Kādî Beyzâvî’nin Minhâcü’l-vüśûl’ü ve İbnü’l-Hümâm’ın et-Taĥrîr’i yer almaktadır. Eserde felsefî ve kelâmî konularda Mu‘tezile, Eş‘ariyye, İmâmiyye, Kerrâmiyye, Cehmiyye ve Cebriyye gibi fırkalar yanında İslâm muhiti dışındaki Berâhime (Brahmanlar) ve Sümeniyye (Budistler) gibi inanç gruplarının görüşlerine de temas edilmiştir.

İbnü’s-Sââtî ve İbnü’l-Hümâm’ın adı geçen eserlerinde olduğu gibi Bihârî de Hanefî görüşlerinin tartışmalı olduğu durumlarda konuyu Şâfiî ve diğer Ehl-i sünnet âlimlerinin yaklaşımlarıyla uyumlu bir şekilde ele alan bir üslûp kullanmaya çalışır; bu açıdan Müsellemü’ŝ-ŝübût klasik sonrası Hanefî usul eserlerinin tipik özelliklerini taşımaktadır. Hanefî (fukaha) ve Şâfiî (mütekellimîn) metotlarını birleştirme ve fıkıh usulünün inceliklerine inme açısından son dönemin en başarılı usul eserlerinden sayılan Müsellemü’ŝ-ŝübût’ta Bihârî’nin fıkıh ve usulü yanında mantık, kelâm ve Arap diliyle ilgili konulardaki birikimini yansıtan tenkit ve tercihlerde bulunduğu ve karşı görüşler ortaya koyduğu, bunu yaparken de kanaatlerini delillendirmeye özen gösterdiği görülmektedir.

Molla Nizâmeddin tarafından oluşturulan ve Nizâmî (Nizâmiye) adıyla Hint alt kıtası medreselerinin hemen tamamında uygulanan ders programında Müsellemü’ŝ-ŝübût fıkıh usulünde okutulacak kitaplar arasında yer almış, daha sonraki dönemlerde de eser bu özelliğini korumuştur (Kaur, s. 110-111, 117, 118, 123, 129). Eserin Mısır’da da ilgi gördüğü ve ders kitabı olarak okutulduğu kaydedilmektedir (Zübeyd Ahmed, IV/2 [1953], s. 25). Müsellemü’ŝ-ŝübût’un değişik yerlerde baskıları yapılmıştır (Leknev 1263; Aligarh 1297; Aymara 1297; Delhi 1311; Kahire 1322, 1324, 1326; İbnü’l-Hâcib’in el-Muħtaśar’ı ve Beyzâvî’nin Minhâcü’l-vüśûl’ü ile birlikte Kanpûr 1949; Beyrut 1423/2002 Fevâtiĥu’r-raĥamût ile birlikte).

Kitap üzerinde en önemli çalışmayı Bahrülulûm el-Leknevî yapmıştır. Müsellemü’ŝ-ŝübût kısa ve özlü ifadeler içeren bir kitap olduğundan Bahrülulûm’un ibarelere açıklık getiren ve metindeki konuların daha iyi anlaşılması açısından önemli bilgiler içeren Fevâtiĥu’r-raĥamût bi-şerĥi Müsellemi’ŝ-ŝübût adlı şerhi (Leknev 1878; Gazzâlî’nin el-Müstaśfâ’sının kenarında, Bulak 1322, 1324) bu eserden yararlanmak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak özelliği taşır (ayrıca bk. BİHÂRÎ; BAHRÜLULÛM el-LEKNEVÎ).

BİBLİYOGRAFYA:

Bihârî, Müsellemü’ŝ-ŝübût (Gazzâlî, el-Müstaśfâ içinde), Bulak 1324; Bahrülulûm el-Leknevî, Fevâtiĥu’r-raĥamût bi-şerĥi Müsellemi’ŝ-ŝübût (nşr. Abdullah Mahmûd Muhammed Ömer), Beyrut 1423/2002; Serkîs, MuǾcem, I, 595-596; Brockelmann, GAL, II, 554; Suppl., II, 622-625; Îżâĥu’l-meknûn, II, 481; Kehhâle, MuǾcemü’l-müǿellifîn, VIII, 179; XI, 262; G. M. D. Sufi, Al-Minhāj: Being the Evolution of Curriculum in the Muslim Educational Institutions of Indo-Pakistan Subcontinent, Lahore 1981, s. 75, 92, 123, 132, 146; K. Kaur, Madrasa Education in India: A Study of its Past and Present, Chandigarh 1990, s. 110-111, 117-118, 123, 129; Zübeyd Ahmed, “İle’l-Edebi’l-ǾArabî” (trc. Abdülhamîd en-Nu‘mânî), Ŝeķāfetü’l-Hind, IV/2, Haydarâbâd 1953, s. 20-34; M. Hidayet Hosayn, “Bahrü’l-ulûm”, İA, II, 233; a.mlf., Bihârî”, a.e., II, 604; A. S. Bazmee Ansari, “al-Bihārī”, EI² (İng.), I, 1210.

Ferhat Koca

Fizan.Net

Fizan Neresidir

Fizan Turgut Reis tarafından 1551 yılında feth edilip osmanlı imparatorluğuna bağlanan uç eyaletin ismidir. Bugün fizan libya içinde yer almakta ve çöllük alandır.